Kayıtlar

Sui-cie-die

Crippled sounds in my head, Corrupted feelings in my heart, Toxicity in my lungs, The reality broken beyond me, Of thou front of me is undecided, Caffeination is only truth, Smoke is a way out, No need to die It's all about the suici-die

Kara

 Karardı hava  Kesildi nefesim Koyu, kara katran Doldu ciğerlerime Kara bir kaftan Sardı bedenimi İçimden içime Dışımdan dışıma Çöktü koyu karanlık Ruhumun derinlerinde Çakıldı kara kışa Kara bir batağa Adımlarım çok kuru Nefesim çok koyu Kara katran kokusu Dört yanda vuku buldu  Bir tabut geçiyor  Önümden sessizce Hayalet omuzlarda Boş bir tabut İçinde ben yatıyorum  Ve gömüyorlar beni Kara kaftan içinde Kara bı katran içine Ne bir göz yaşı Ne bir kahkaha Biraz fazla sade Mide bulantısı

Anlamsızlıklar Bütünü

 Ağrıyan damarlarımda Denemek bir serum tüpü Açık olan yaralarıma Basmak nikotin sargısı Savaşmak onlar adına Uzakta, doğudan daha uzakta Nefeslerinin yettiği son noktada Neşter tutan bir çift nasırlı Asırlarda gizli onlardan kalanı Yalanları ve oyunları  Kumarbaz yatağında domuzcasına Acımasızca kaybedilen onca onura Kelimelerin var mı anlamı Kokan bu çöp torbalarında Cesetler var yerin altında Mezarsız taşların üzerinde Hikayeler yazılı aslında Parşömenler üstünde Eski dillerden kalma belkide Hiç bilmediğin gelecek bir dilde

ÇÜRÜYOR

 Derim soyuluyor Etim dökülüyor Kemiğim parçalanıyor Benim bedenim çürüyor Sesim kararıyor Hisim kısılıyor Gözüm kayıyor Benim bedenim çürüyor Dişlerim dökülüyor Tırnaklarım batıyor Saçım ağarıyor Benim bedenim çürüyor Kalbim ağrıyor Sevgim yitiyor Öfkem yıkılıyor Benim ruhum çürüyor Ellerim yanıyor Ayaklarım donuyor Zihnim bulanıyor Duygularım kokuşuyor  B E N Ç Ü R Ü Y O R U M

Kokuyor işte

 Yaşadığım şehir kokuyor Fazlasıyla kokuyor hemde Öyle böyle değil ki hemde Gözlerim doluyor iğreltide Metal kokuyor çürümeye yüz tutmuş Gece kokuyor günden aydın geçmiş Deniz kokuyor kirden hallice Yaşam kokuyor kinden kalleşçe Öyle böyle değil bir koku Kulaklarımı tıkıyor uğultusu Yaşadığım şehir kokuyor Fazlasıyla hemde İnsanları kokuyor uyuşuk bir şekilde Binalar kokuyor çökmeyi beklerce Çöpler kokuyor her seferinde Daha lağımdan bahsetmedim bile Suyu bile kokuyor şehrimin Olabildiğine iğrenççe Kokuyor şehir işte Fazlasıyla hemde

Issız rüyalar

 Yavaş yavaş ölüyorum Kanlı gecelerin aysız yıldızlarında Geçen günlerde biraz daha  Ve biraz daha içiyorum Damarlarımın ağrılarına Fayda etmiyor uyutucularım Ve çığlıklarım, duyulmuyor Uzak duvarlar ardından Boşlukta gezinen bir rüya gibi Ya da kahkaha atan tilkinin birisi Birazcık neşeli ve biraz aç Duygularını saklayamamış gibi Kadife kumdan tepeleri aşan Demir kazıklara çakılan Yalanlardan kaçan Ben değilmiş gibi

Mezarlık

 Bir cenaze arabası Ve üstü yalanlar bahçesi Kimsesiz bir mezar daha Gecenin kör karanlığında Kendine uyku arayan bir ceset Kim bilir kaç kez uyandı acep Kaç hayat sığdı bedene Kaç ölüm yaşadı üst üste Bir mezarlık burası göz yaşlarından Kupkuru bir çöl nizamından Çoğu isimsiz taşların  Kimsesiz mezarlıklarının Kiminin kolu bacağı kopuk Kiminin göğsü parçalanmış Ama hepsi iki noktaya varmış Yalnızlık ve ölüm Hikayeleri ne kadar acı Çürümüş bedenleri kurumuş toprakları Yıllardır olmamış uğrayanları Kendilerine ait bir mezar taşları