Kayıtlar

Haziran, 2021 tarihine ait yayınlar gösteriliyor

Bu da bir şiir

 Dış fırçamı düşürdüm klozete Zaten canım sıkkındı gene Gecesine uyandığım sabahların Tatsız uykular ve rüyaların Bana senden gelen zararın Keyfimin kahyasının Değerleri kaç eder gönlüme Zoraki bunadım Yaşam şartları yaşıt taşıtları Duygularımın çapası Geminin kaptanı  Uzun uzun yaş aldım Farelerden önce kaçanı Fare olmaya duacı olanı İşini bilen çobanlar  Tüm keçileri çalıp kaçarlar Dilini bilen yılanlar  Uyanığı sessizce sokarlar Çığlık atanlar uzaklaştırılırlar E buna burda kuvvet ederler İki kelepçeye bir anahtar Tutsak düşene laf ederler İki kelam edenler düşüverirler Büyük düşünürler büyüdükçe düşerler.

İşin aslı

 Uçurumdan atladı bir martı Anlattıklarının hepsi yalandı Hiç görülmemiş olanlardan Bize ceset bırakanlardan Arkandan hiç duymadım  Daha fazla oyun yazmadım Tüm dolapları kapattım Dilime zincir vurdum Uçurumdan atladı bir martı Anlattıklarımınsa hepsi yalandı Karanlık denizden sana 24 karat bir sanat Damla damla yaşlar Acı acı gözlerime dolar Tüm olanlar ilahi karikatür Komediden fazla dramataloji Ve bir martı uçurumda Hiç uçmadı olmadı kanatları Yalandı sözleri ve hiç atlamadı İşin aslı hiç  olmadı bunları her biri

Ama eskidendi bütün bunlar.

 Kimsem yok sanıyordum eskiden. Ama o eskidendi, gerçekten eskiden. Çünkü şimdi eminim kimsem yok benim. Belki bu benim seçimlerim sonucunda oldu. Belki de zorunlu etkenlerden dolayı. Geçen yıl sınav sonrası bir kişi aradı sadece beni. O da eski sevgilimdi. Yazık çok üzdüm onu da. Belki hak ediyordu belki etmiyordu... Kimsem yok gerçekten. Gözümün önünde annesi ile duygularını paylaşan birisi vardı bu gün. Annesi bir güzel teselli etti. Benimkiler.... Bilmiyorum gerçekten benim ailem mi? Zorunda olmadıkça iletişim kurmuyoruz bile. Dertlerimi hiç sormadılar bile, öğrenmek istemediler belki de. Gerçi doğru... Kim ne yapsın kimsesiz olanı. Çok konuşurum çok öğrenirim çok düşünürüm çok da bilirim. Hiç bir işe yaramaz bunları paylaşmadıktan sonra. Hiç paylaşamayacağım gibi duruyor zaten. Yazık. İnanıyorum herkesin her sözüne. Beni sevdiklerine(?) ve dediklerine. İnsanlar bana gülüyor. Neden bilmiyorum sözlerim hoşlarına gittiğinden değil sanırım. Beni aptal buluyorlar sanırım. Olabilir ...

Çürük Bir Efsane

 Ölü krala dikkat et Sözlerini geri çekemez Söz verdimi beceremez Çürük bir parça et Gökleri izle Geride kalanlardan eserlerde Doğru soluklar götürür geçmişe Sende bahset bunları bize Temiz kefenlerde Karışır havaya hafifçe Soğuk nefeslerden soluk sesler Kirli bedenlerden  Bahset bizlere Nefessiz maceralardan Ölü bakışlardan, baş kaldıranlardan Çürümüş olanlardan Verilen sözlerden Bilinen seslerden İlahi işlerden, sahtekarca gözlerden Oyunun adından Bahset bizlere Ölü kralın geçmişindeki İğrenç efsanelerden Bitmek bilmeyenlerden.

Soğuk

Burası karanlık Ve üşüyorum Belki de boğuluyorum Ama bunu duyamıyorum Biraz ışık var az ötede Sıcak gibi duruyor Yavaş yavaş adımlıyorum Ama üşüyorum hala Sanırım karda yürüyorum Emin değilim kafam karışık Çok bulanık ve çok boğuk Işık hala orada, uzakta Hala daha sıcak bana Ama üşüyorum Adımlarım yetmiyor  Ya da yol gitmiyor Emin değilim buna Artık adımlarım titriyor Yoruluyorum, sanırım Sanırım burada duracağım Sıkı sıkı sarınıyorum Her şey ılımaya başladı Bu his, bu his sanki  Sanki yumuşacık  Tertemiz ve saf Rahat Ve daha sıcak. . . Işıklar çok parlak Ama burası yeterince iyi Işıklar hala sıcaklar Ama zaten ısındım Işıklar neredeler? Emin değilim Zaten uykum geliyor Işığı düşleyeceğim  Evet, sıcak ışığı.

Hasta Olmak

Çok tuhaf şey aslında hasta olmak. En azından benim için, fazlasıyla huzursuz bir durum. Tüm sinir uçlarımı ve devamlarını hissetmek, bir şeylere bakmak ve onun verdiği yanma hissi, aldığım nefesin Jotunheim'den soğuk verdiğim nefesin Acheron kadar sıcak olması... Çoğu zaman yataktan dahi kalkamadığım için yuvarlanarak yere düşmeyi tercih ediyorum. Sırf yere düştüğümde acının getirdiği refleks ile ayaklanabilmek için. Her seferinde bir zombiden hallice yavaş ve huysuz ilerliyorum. Çünkü kıyafetlerimin paçaları... Onlardan nefret ediyorum. Tenime değdiklerinde verdikleri o acı o kadar çekilmez oluyor ki hareket etmekten nefret etmeye başlıyorum. Ya bedenimi sıkı sıkıya saran kıyafetler ya da hiçbiri. Ve bedenim o kadar sıcak oluyor ki her şey buz kesiyor bana. Üşümekten nefret ederim ama yanarak ölmek kesinlikle son tercihim. Can sıkıcı bu durumda beni bana geri getirenler nedense türküler ve ninniler. Şu an hasta koltuğumda oturup bunu yazarken bile dokunduğum her tuş o kadar can y...