Kayıtlar

Temmuz, 2021 tarihine ait yayınlar gösteriliyor

Kokuyor işte

 Yaşadığım şehir kokuyor Fazlasıyla kokuyor hemde Öyle böyle değil ki hemde Gözlerim doluyor iğreltide Metal kokuyor çürümeye yüz tutmuş Gece kokuyor günden aydın geçmiş Deniz kokuyor kirden hallice Yaşam kokuyor kinden kalleşçe Öyle böyle değil bir koku Kulaklarımı tıkıyor uğultusu Yaşadığım şehir kokuyor Fazlasıyla hemde İnsanları kokuyor uyuşuk bir şekilde Binalar kokuyor çökmeyi beklerce Çöpler kokuyor her seferinde Daha lağımdan bahsetmedim bile Suyu bile kokuyor şehrimin Olabildiğine iğrenççe Kokuyor şehir işte Fazlasıyla hemde

Issız rüyalar

 Yavaş yavaş ölüyorum Kanlı gecelerin aysız yıldızlarında Geçen günlerde biraz daha  Ve biraz daha içiyorum Damarlarımın ağrılarına Fayda etmiyor uyutucularım Ve çığlıklarım, duyulmuyor Uzak duvarlar ardından Boşlukta gezinen bir rüya gibi Ya da kahkaha atan tilkinin birisi Birazcık neşeli ve biraz aç Duygularını saklayamamış gibi Kadife kumdan tepeleri aşan Demir kazıklara çakılan Yalanlardan kaçan Ben değilmiş gibi

Mezarlık

 Bir cenaze arabası Ve üstü yalanlar bahçesi Kimsesiz bir mezar daha Gecenin kör karanlığında Kendine uyku arayan bir ceset Kim bilir kaç kez uyandı acep Kaç hayat sığdı bedene Kaç ölüm yaşadı üst üste Bir mezarlık burası göz yaşlarından Kupkuru bir çöl nizamından Çoğu isimsiz taşların  Kimsesiz mezarlıklarının Kiminin kolu bacağı kopuk Kiminin göğsü parçalanmış Ama hepsi iki noktaya varmış Yalnızlık ve ölüm Hikayeleri ne kadar acı Çürümüş bedenleri kurumuş toprakları Yıllardır olmamış uğrayanları Kendilerine ait bir mezar taşları