Kayıtlar

Mayıs, 2021 tarihine ait yayınlar gösteriliyor

Son Zamanlarda

  Yoruluyorum son zamanlarda. Hiçbir şey yapamadığım için yoruluyorum en çok. Başka gözlerin göremediğini görmek yoruyor bazen beni. Bazen hiç duyulmamış melodileri duymak. Anlam veremiyorum çoğu zaman bana dedikleri şeylere. Gürültü ve ışıltı yığınından ibaret geçiyorlar üzerimden. Bazı sabahlar kapkaranlık uyanıyorum her şeye. Anlamsızca. Mesela konuşmaktan ve gülmekten de yorulduğum oluyor. Kimse dinlemedikten sonra ne anlamı var ki konuşuyor olmamın zaten? Size bir benzetme yapacağım şimdi mesela ama kaçınız anlam bulacaksınız buna? Ya da kaç göz duyacak bu yazıyı benim sesimden bir daha? Bazen iğrenç bir yeşil renginde her şey ve gülmeye zorsunuyorum bile. İçimdeki ormanlarda yayılan ateşler var, ışıksız ve soğuklar.

Ben bu gün burada

   Bak bana,  Ben bu gün burada intihar ediyorum Kanlı ellerimi kendimi urgana gömüyorum Öfke saçan kalemden kağıda akan mürekkep Çok katlı şatodan atlayan bir soytarı Ve de hepsi aynı.   Bak bana, Ben bu gün burada nefes alıyorum Üzerime dökülen koyu karanlık suda Yalanlar imparatorunun oyunlarında Nefes nefese kalan bir fare misali Bunların hepsi de biraz daha fani Ve de hepsi gayri.   Bak bana, Bu gün biraz daha nefret ediyorum Betonarme ormanda ki bir ölü Sahte kahkahalarla dolu bir oda Gerçekliği kırık bir böcek burada Ve de hepsi iğrenç.

Canım sıkkın ve yorgunum

 Canım sıkkın ve yorgunum Bu gün kahveyi fazla kaçırdım Ve biraz daha başım ağrıyor artık Kabuslarım ve gündüz uykuları Canım sıkkın ve yorgunum Eşe dosta kırgın ya da kavgalıyım Benden başkasına gürültü ya da bela Gün düşlerim ve şiir defterlerim Canım sıkkın ve yorgunum Dün uyandığımda çok daha farklıydım Bu gün ise hepsinden daha aynıyım Gözlerimi kapatıyorum bir kez daha Bu sefer son kez olsun ama

Bilmiyorum aslında ben pek çok

Bilmiyorum aslında ben pek çok Gözlerimi kapatıyorum ve hayal ediyorum İnanıyorum sonrasında gördüklerime Dua eden aciz bir kul misali Gördüğüm çok da bir şey olduğu söylenemez Dört duvar iki zeminden odamda geçen yıllarımda İki iki daha nasıl beş eder onu öğrendim anca Sığamıyorum daha fazla bu daraltıya Nefes alamıyorum sanki bazen Ciğerlerim su toplamış da dolmuş gibi Ya da kabarcıklı vebaya yenik düşmüşümdür belki Kalbimi dağlıyor tüm bu kara düşünceler

Zümrüt Yeşili Bir Elbise ve Sen

 Rüyamda seni gördüm dün gece. Zümrüt yeşilinden mat bir elbise ile, Yıldızlı gökte süzüldün tüm gece. Takip ettim seni her metrede. Yere kondun gün dönünce, Bana döndün beni görünce. Sarılasım geldi öylece, Ama benden önce davrandın gene. Zümrüt yeşilinden uzunca elbiseyle sarıldın bana. Sıkı sımsıkı hemde, fakat ağlamaklı bir şekilde. Duyduğum hıçkırıklarda daha da sarıldım sana bırakmamak adına. Sonra gece oldu gene. Ve gün bir daha döndü, Dudaklarından dökülen her bir kelimede. O kadar şefkatli ve sevgi doluydu ki her biri. Duyamaz oldu kulaklarım dolan gözyaşlarımdan. Sonra her şey silindi birden kaldı zümrüt yeşili mat elbisen ve sen. Bulandın sende yavaş yavaş. Kayıp gittin gözlerimin önünden. Ve uyandım bu sefer gerçekten.